Sayfayı Yazdır | Close Window

polikistik over&sara34seni arıyorum

Nereden Yazdırıldığı: :: SİHİRLİ İKSİR - BİTKİLERLE TEDAVİ YÖNTEMLERİ ::
Kategori: Sorununuzu burada Paylaşalım
Forum Adı: Ne tür bir rahatsızlığınız var?
Forum Tanımlaması: Bu bölümde sizlere alternatif tıb uzmanları yol göstercektir.
URL: http://www.sihirliiksir.com/forum/forum_posts.asp?TID=90
Tarih: 19 Ocak 2021 Saat 08:23
Program Versiyonu: Web Wiz Forums 9.67 - http://www.webwizforums.com


Konu: polikistik over&sara34seni arıyorum
Mesajı Yazan: dileksel
Konu: polikistik over&sara34seni arıyorum
Mesaj Tarihi: 27 Nisan 2006 Saat 08:55

pkos(polikistik over sendromu) rahatsızlıgına sahibim kullandıgım dogum kontrol

hapları ile adet görebiliyorum.son 1 yıl içerinde tüylenmelerim ve kilom arttı.

cildimde sivilcelenme ve kızarmalar,lekelenmeler başladı saçlarımda aynı oranda

zayıflayıp dökülüyor.yani bu hastalıkla mücadele için sadece hap yetmiyor bir

hastalıga baglı olarak bir cok sorun ortaya cıkıyor bu konuda ne yapılabilir:?

 

 




Cevaplar:
Mesajı Yazan: dilara77
Mesaj Tarihi: 27 Nisan 2006 Saat 13:25
merhaba,aynı rahtsızlık bende de varönerebileceğiniz bitkisel bir ilaç var mı?


Mesajı Yazan: dileksel
Mesaj Tarihi: 27 Nisan 2006 Saat 16:08

dilara77 mutlaka bir tedavi görüyorsundur bende uzun yıllar gormeme ragmen

 hep benzeri ilaçları aldım şuan yasmın adlı yan etkisi en az olan dogum kontrol

ilacını alıyorum.ama bu yeterlimi yetersiz mi başka neler yapılabilir bilmek

istiyorum  bu konuda bildiklerini bana aktarırsan sevinirim.tüylenmeler için ne

yapıyorsun bir cildiye uzmanına gorundunmu vs.

şimdiden teşekkurler

 

 

 



Mesajı Yazan: diplomalıaktar
Mesaj Tarihi: 27 Nisan 2006 Saat 22:28
İstanbuldaysanız sizi bir yere yönlendirebilirim. Burdan yardımıcı olamam ama oradakiler yardımcı olabilir. Çünkü ciddi bir mevzu. Konyadan Elif hanım gönderdi derseniz yardımcı olurlar. Size gereken bir macun ve karışık bitki çayı.

-------------
Ben bu işe gönlümü verdim :)


Mesajı Yazan: dilara77
Mesaj Tarihi: 28 Nisan 2006 Saat 08:43
merhaba,ben izmirdeyim:(önerebileceğiniz biri var mıdr?


Mesajı Yazan: dileksel
Mesaj Tarihi: 28 Nisan 2006 Saat 08:49

elif hanım şimdiden ilginize teşekkür ederim.ben bursa da oturuyorum  ama bir

günlüğüne izin alıp gidebilirim beni bu konuda yönlendirirseniz cok sevinirim.

dediğiniz gibi çok ciddi bir sorun kısırlıga şeker hastalıgına ve gun geçtikce de

vucud deformasyonuna sebeb oluyor.çözüm konusunda paniklememin sebebi

bu çunkü gün geçtikçe iyiye degil daha büyük sorunlara gebe kalıcakmışım gibi

geliyor.



Mesajı Yazan: diplomalıaktar
Mesaj Tarihi: 30 Nisan 2006 Saat 11:39
Bahçeli evlerde Bğcılar caddesi çamlı kahvede ışıkların orda bir KEKİK BAHARAT var. Ülkü sokak olarak geçiyor. Ordakiler hakikaten işinin ehli. Ben sattığım ürünleri onlardan alıyorum. Emine hanımla, Leyla hanımla ya da Saim beyle görüşebilirsiniz. Telefonları 02125573974. Umarım sorununuz çözüme kavuşur.

-------------
Ben bu işe gönlümü verdim :)


Mesajı Yazan: dileksel
Mesaj Tarihi: 30 Nisan 2006 Saat 13:42

çok teşekkür ederim onumuzdeki haftalarda kısmetse orda olucam.inşallah

bir çözüm bulabilirim.gelişmelerden haberdar ederim  ki benim gibi o kadar cok

insan var ki onlarda bir çıkar yol olur böylece



Mesajı Yazan: diplomalıaktar
Mesaj Tarihi: 30 Nisan 2006 Saat 21:40
 İnşallah.

-------------
Ben bu işe gönlümü verdim :)


Mesajı Yazan: dileksel
Mesaj Tarihi: 03 Haziran 2006 Saat 09:18

selammmmm:)

test sonuclarımı aldım ve testesteron oranım tavan yapmış onun dışındaki

hormonlar yolunda.troid testleride yolundadır umarım.onlarda pzrt belli

olucak.şimcik bitkici amcama gittim bana ummadığım şeyler verdi.

ısırgan otu suyu ve enginar suyu birde içinde ne var bilmiyorum ama

karışık bir ot poşeti aç karnına bu çayı tok karnına ise ısırgan otu ile

enginar suyunu içicem.bu adamdan çok fazla şifa bulan var dilerim

bende onlardan olurum.kistlerimdekist bile denilemez ya folikülllerde

olduğu gibi duruyor.haplarımı bıraktım sadece bunları içiyorum umarım

bir kaç ay sonra olumlu gelişmeler olur:)

diplomalıaktar bu enginar ile ısırgan otu suyunun faydaları nedir?

bizi yine ışıgınla aydınlat:



Mesajı Yazan: diplomalıaktar
Mesaj Tarihi: 04 Haziran 2006 Saat 08:54

Isargan kanı temizler kan yapar. Romatizma, karaciğer rahatsızlıkları ve daha bir çok hastalığa iyi gelir ama size ne için verdiklerini incemem lazım.

Enginarda karaciğeri kuvvetlendirir enzimlerini düzenler karaciğer tıkanıklıklarını açar ve yağlanmayı çözer. Ben her gün içiyorum onu.



-------------
Ben bu işe gönlümü verdim :)


Mesajı Yazan: diplomalıaktar
Mesaj Tarihi: 04 Haziran 2006 Saat 08:56
Bunları sivilceler ve cilt sorunları için vermişlerdir muhtemelen ama hormon sorunuyla ilgi yok.

-------------
Ben bu işe gönlümü verdim :)


Mesajı Yazan: diplomalıaktar
Mesaj Tarihi: 04 Haziran 2006 Saat 08:57

Egzema ve egzemaya eşlik eden baş ağrılarıısırgan otu çayı ile iyileştirileilirler. Isırgan otu, böbrek ve mesane taşı oluşumuna karşı da kullanılabilir. Böbrek hastalıkları ve zorlu baş ağrıları genellikle bir arada görülürler. Egzemalar genellikle dahili bir nedene dayandıklarından, onları içerden, kan temizleyici bitkilerle iyleştirmek gerekebilir. Isırganotu, en başta gelen kan temizleyici ve aynı zamanda kan yaptırıcı bir bitkidir. Böylece, pankreas üzerinde de çok olumlu etkileri olduğu için, ısırganotu çayı ile kandaki şeker düzeyi düşürülebilir. İdrar yolları hastalıkları ve iltihapları, da bitki çayı ile iyileştirilebilirler. Aynı zamanda da dışkılama kolaylıkları sağladığından, bir ilkbahar kürü için özellikle önerilir. lkbaharda ve sonbaharda filizlendiğinde, onunla 4 haftalık bir çay kürü yapmak önemlidir. Sabahları aç karnına, kahvaltıdan yarım saat önce bir bardak ve gün boyunca 1-2 bardak çayı yudumlanarak içilebilir. Bu tür çay kürlerinden sonra kişi kendini anlatılamayacak kadar iyi hissedebilir. Ayrıca bu çayın lezzeti hiç de kötü değildir. Ama duyarlı kişiler, ona biraz papatya veya nane ekleyerek, lezzetini ve kokusunu değiştirebilirler.

 

Isırganotu, karaciğer ve safra kesesi hastalıklarında, dalak hastalıklarında, solunum sistemi balgamlanmasında, mide kramplarında ve ülserlerinde, bağırsak ülserlerinde ve akciğer hastalıklarında öncelikle önerilir. Değerli etken maddeleri (Potasyum tuzları, organik asitler-formik asit, histamin, asetilkolin ve Vitamin C) alabilmek için, çay hazırlanırken, yapraklar yalnızca haşlanır (kaynatılmaz). Isırganotu, koruyucu olarak da günde bir bardak içilebilir. Mikroplu hastalıklarda ve mikrop salgılanan hallerde de bitki çok iyi bir yardımcıdır. Belirli bir yaştan sonra bedendeki demir miktarı azalmaya başlar. Bu nedenle, yorgunluk ve bitkinlik halleri görülür, kişi yaşlandığını düşünmeye başlar ve verimliliği giderek azalır. Işte bu durumlarda, demir içerikli taze ısırgan otu ile çok olumlu sonuçlar alınabilir. Bir ısırgan otu küründen sonra, kişi kendini çok kısa bir süre içerisinde eskiye oranla çok daha rahat hisseder, enerji ve çalısma gücü geri gelir, dış görünüm olarak da belirgin bir düzelme başlar. Safrakesesi rahatsızlığı ve kansızlık durumlarında da bitki çayı fayda sağlayacaktır. Ödemlerde, ısırganotu bedendeki fazla sıvıyı emerek büyük yararlar sağlar. Kan yaptırıcı özelliği sayesinde, kansızlık solgunluklarında, alyuvarlar ekmikliğinde, anemi de yardımcı olur. Herhangi bir alerji rahatsızlığı çekenler (bahar nezlesi dahil) uzun bir süre ısırganotu çayı içebilirler. Bitki, soğuk algınlığına yatkınlığı önler, romatizma ve gut hastalıklarında yardımcı olur.



-------------
Ben bu işe gönlümü verdim :)


Mesajı Yazan: dileksel
Mesaj Tarihi: 05 Haziran 2006 Saat 08:30

hımmm adam beni görür görmez kansız olduğumu söylemişti sanırım bunları

onun için verdi.birde bu hastalıgın en büyük belirtilerinden biri insülin direnci

onumu aynı zamanda kırmaya çalıştı bilmiyorum.verdiği çayıda yazabilmeyi

isterdim ama içinde ne oldugunu bilmiyorum.cok sagol diplomalıaktar sende

olmasan yandık biz:))

 



Mesajı Yazan: diplomalıaktar
Mesaj Tarihi: 05 Haziran 2006 Saat 08:55


-------------
Ben bu işe gönlümü verdim :)


Mesajı Yazan: dileksel
Mesaj Tarihi: 30 Haziran 2006 Saat 09:20

yupiiiiiiiiiiii

kullandığım bitkiler işe yaradı şükürler olsun.2 aydır ilaçlarımı kesmeme ragmen

vücudum yumurtalıklarım düzene girdi.

dünde bir toz aldım.2 farklı bitkiyi toz haline getirip bana verdi aktarım buda

başka bir aktar aile dostumuz.21 günde verdiği paketi içicem daha doğrusu

yutacağım:)buda kistleri dökmek için faydalıymış.benimkiler kist bile degil ama

bu her türlü kisti dökermiş 5 kür devam edecekmişim.birde hormon düzenleyici

çay aldım.zayıflatıcı çayda aldım.:)))

kilo vermemde devam ediyorrr.allah herkesi sağlıgına kavuştursun.

 



Mesajı Yazan: dilara77
Mesaj Tarihi: 30 Haziran 2006 Saat 10:54

dileksel,

şu kullandıklarının adını sanını açıkça yaz da biz de faydalanalım dimi:))



Mesajı Yazan: dileksel
Mesaj Tarihi: 30 Haziran 2006 Saat 11:14

valla diloş çayın ne oldugunu bilmiyom .

bende regl sorunu vardı .hapsız olmazdı bu enginar suyu , ısırgan otu suyu ve

verilen çay sayesınde gunu gunune oldum.

dün akşam aldıklarımı da yazamam ne oldugunu bilmiyom ama sen iste ben sana

burdan yollarım .ben denemedim daha en fazla 5 kürde kistlerden eser

kalmayacakmış.denemedim istersen hemen yollarım beraber deneriz

 



Mesajı Yazan: revoluation
Mesaj Tarihi: 04 Ağutos 2006 Saat 15:13
ya benim de polikistikover sorunum var çok uzun yıllardır çok az regl oluyorum vücudum sürekli şiş sinirli ve unutkanım sanki yıllar geçtikce zeka seviyem düşüyo şişlik için kısa bir süredir lasix içiyorum unutkanlık ve aptallık için ginko bloba ve ginsek korea yıllardır her sabah 1 er tane alıyorum bunlar ilk başlayınca 10gün pırıl pırılzihin yapıyor sonra gene aynı bide üstüne ginsengin çarpıntısı var tabi hep yorgun ve uykuluyum diplomalı aktar ne dersin benim bu çıkmazıma önereceğin  bişey varmı( tabi kilom ve iştahım da fazla canım sık sık tatlı istiyo bu belirtiler polikistiktenmidir ?)


Mesajı Yazan: ccerence
Mesaj Tarihi: 04 Ağutos 2006 Saat 16:11
 yaw size bişiy diyim mi ben bu başlıgı ve konuyu yeni gördüm :)))
aynı sorun ben de var.dileksel senin bana yolladıgında mı burdan..şimdi çıkmam lazım.ama akşam eve döndügümde detayları okucam..
ayrıca her 8kadından 3ünde mi-5inde mi ne bu problem..


-------------
*** BİR DOSTUN DERDİNE HERKES ÜZÜLEBİLİR,BU ÇOK KOLAYDIR.BİR DOSTUN BAŞARISINA SEVİNEBİLMEKSE SAĞLAM BİR KARAKTER GEREKTİRİR ***



Mesajı Yazan: dileksel
Mesaj Tarihi: 04 Ağutos 2006 Saat 18:45
hormonlar ile ilgili bilinen şeyler o kadar az ki

pkos troid sorunları gibi şeyler tam bir çıkmaz.neden

kaynaklandığı bilinemiyor ama dediğin gibi cerencim

çok sık rastlanıyor özelliklede bu son yıllarda.

bir ara ilaç yazdırmak ve yeniden kontrolden geçmek adına

dr a gitmiştim kadın kalıtımsal olduğunu söyledi sinir

oldum araştırdım bir kaç yerde daha aynı ifadeyi gördüm

ama ben buna inanmıyorum.ne anne tarafım nede baba

tarafımda buna benzer sorunu olan yok.bırak hastalıgı

tüylenme adet düzensizliği olan biri dahi yok.hormonları

etkileyen şey bence beslenme yoluyla bize aktarılanlar


Mesajı Yazan: dileksel
Mesaj Tarihi: 04 Ağutos 2006 Saat 18:49
eski yıllarda bu tür sorunları kaç insan yaşamış ki..

toprak kirli hava kirli sular kimyasal atıklar ile

tükenmiş durumda sanki bunlar yetmezmiş gibi birde

ürünü korumak adına üstüne atılan ilaçlar bizlerde

sağlıkmı bırakıyor.


Mesajı Yazan: dileksel
Mesaj Tarihi: 04 Ağutos 2006 Saat 18:57
işte çok basit bir örnek: kurşun insan bünyesine girdiği
anda vücüdun tüm dengesini bozabilen kanser hastalığına
ve benzeri sorunlara yol açan tehlikeli bir element.
araçlar daha düne kadar kursunlu benzin ile kullanlıyordu
artık koy ve sehır iç içe gectiği için hemen hemen her
yolun kenarında ekilip biçilen tarlalar var.


Mesajı Yazan: dileksel
Mesaj Tarihi: 04 Ağutos 2006 Saat 19:01
ve bu tarlaların yanında hiç durmayan bir trafik yakıt
artığı tarlaya yani ürüne geçiyor burdan orada beslenen
hayvanlara hayvanlardan bizlere ve bir agır elenmentin
vücüdu çökertme süreci başlıyor.çalıştıgım fabrika
bursanın en güzel ve bereketli olan bir köyünde ama
burası şuan tekstil boyahaneleri sayesinde yeterince
korkutucu tüm fabrikalar atıklarını o güzelim dereye
akıttığı için su simsiyah ve igrenc kokuyor.ve burada
şeftali tam dere kenarında ıspanak tam karsımda lahana
yetiştiriliyor kirazları vb lerini sayamıyorum.


Mesajı Yazan: dileksel
Mesaj Tarihi: 04 Ağutos 2006 Saat 19:05
bu süreçlere tanık olup sağlıklı yaşamak için önerilen
besinlere bile gülüyorsunuz.o nedenle organik tarım ve
organik ürünler.netten araştırdıysanız bilirisniz belki
bizlerin plastık kaplar ile beslenmekten kaçınmamızı
söylüyordu bir dr çünkü bizlerde hassasiyet olabilirmiş.


Mesajı Yazan: dileksel
Mesaj Tarihi: 04 Ağutos 2006 Saat 19:10
hormonların stres ile bozulma olasılığı çok fazla.erken
menapoz,ani regl kesilmelerinin en başındaki nedende budur.çevrenizde mutlaka böyle birileri vardır.bana ilk
konulan teşhis 15 yaşımda iken hormon bozuklugu idi 3-4
yıl sonra ise pkos denildi.ikisininde belirtisi aynı tek fark yumurtalıklarda oluşan milimetrik kistler.


Mesajı Yazan: ccerence
Mesaj Tarihi: 04 Ağutos 2006 Saat 22:39
aynen dilekcim bende düzensilikliği farkettiğimde dr.a gittim yeni ergen oldugumuz için bi-iki yıl  içinde düzeleceğini söyledi.gelgelelim bi yol olmadı...hatta daha da kötü gitti 2-3ayda dönen döngü 6-7aya çıktı.dogum kontrol hapları vs... sayelerince kilo almaya müsait bünye iyice çıkılmaz bi yola girdi.

doğaya dönelim doğal olanı kullanalım deriz.dediğin gibi bitkiler bizden beter durumda :))
işin ürkütücü tarafı fabrikalarla, doğal yaşama dönme adı altında yanlış hareket eden insanlarla, yeşiline sahip çıkmayan gençlerle daha da siyah,kirli günlere ve dolayısyla kirli bi geleceğe yol almak..
siz istediğiniz kadar sağlıklı olun bi kere dogdunuz mu bu yeryüzüne heleki ''şehir bebesiyseniz'' çagdaşlık adı altında kirletildikçe kirletilirsiniz..
istediğiniz kadar bitkilere bel baglayın, istediğiniz kadar yeşile dönün..kısır döngü başlamış bi kere!


-------------
*** BİR DOSTUN DERDİNE HERKES ÜZÜLEBİLİR,BU ÇOK KOLAYDIR.BİR DOSTUN BAŞARISINA SEVİNEBİLMEKSE SAĞLAM BİR KARAKTER GEREKTİRİR ***



Mesajı Yazan: revoluation
Mesaj Tarihi: 04 Ağutos 2006 Saat 22:52
bence organik ürünlere olan talep arttırılmalı şimdi biraz pahalı ama talep arttıkca fiyatlar düşecektir en azından diğer gıda üreticileri içinde özendirici olacaktır. Vücutta metal birikmesine gelince biliyorsunuz muslıktan kullanılan su da metal var zamanla vücutta birikmesi alzhaimer hastalığına da davetiye çıkarıyo. Sizlerinde söylediği gibi zehirli atık piramidi yukarı doğru genişler bitkilerde biriken+ onu yiyen otcullar+o otculları yiyen bizler sürekli üstüne koyarak artıyor yani


Mesajı Yazan: ccerence
Mesaj Tarihi: 07 Ağutos 2006 Saat 14:06
bugünki mynetin haberlerindenDead


'Polikistik Over Sendromu' kısırlık yapıyor
  
Günümüzde evlenme yaşı ilerlediği ve evlenen çiftler çocuk sahibi olmayı erteledikleri için kısırlık daha sık görülüyor. Ayrıca enfeksiyonların daha yaygın görülmesi de fallop tüplerinde tıkanıklığa neden olarak kısırlığa yol açabiliyor. Son zamanlarda yapılan çalışmalar ise her 6 çiftten birinde kısırlık problemi olduğunu gösteriyor. Kısırlığa neden olan problemlerden biri de bir tür yumurtlama bozukluğu olan Polikistik Over Sendromu (PCO).

Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Yardımcı Üreme Teknikleri Merkezi Klinik Direktörü Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr. Seval Taşdemir, Mynet okurları için yazdı.
 
Yumurtlama (Ovulasyon) Bozukluğu Nedir?
Çocuk sahibi olamayan kadınların %25'inde ovulasyon (yumurtlama) düzensizlikleri vardır. Bunun nasıl oluştuğunu anlayabilmek için de, yumurtalık fonksiyonlarının bilinmesi gerekir.
 
Yumurtlama fonksiyonu ise şu şekilde işler; Üreme çağında yumurtalıkların iki ana fonksiyonu vardır; bunlardan biri düzenli adet kanamalarının arasında yumurta üretimi, diğeri ise östrojen ve progesteron hormonlarının salınmasıdır. Bu hormonlar yumurtayı döllenmeye, Fallop tüplerini de embriyo transferine hazırlar ve döllenen embriyonun rahimde tutunabilmesi için gerekli ortamı sağlar.
Beyindeki hipofiz bezinden yumurta gelişimini uyaran hormon (FSH) ve yumurtanın olgunlaşarak çatlamasını uyaran hormonların (LH) salınımı ile yumurta gelişimini ve yumurtalıklarda hormon üretimini kontrol eder. Adet kanaması sonrasında FSH ve LH hormonlarının etkisi ile folikül gelişimi başlar, östrojen salgılayan her folikül bir yumurta içerir. Menstruel miklusun (adet dönemi) ortasında yumurtlama gerçekleşir. Baskın olan folikül çatlar ve yumurta Fallop tüplerine atılır, çatlayan folikülün hücreleri progesteron hormonu salgılar. Boş folikül büzüşür ve oluşan sarı renkli yapıya korpus luteum adı verilir. Menstruel miklusun luteal faz denen ikinci döneminde korpus luteumdan östrojen ve çok miktarda progesteron salgılanır.

Eğer döllenme gerçekleşirse döllenen yumurta (embriyo) Fallop tüplerinde üç dört gün geçirdikten sonra rahme gelerek endometrium denen rahmin iç tabakasına yerleşir. Östrojen ve progesteron rahmi embriyonun tutunabilmesi için hazır hale getirir ve embriyonun besinini sağlar. Eğer döllenmiş yumurta rahme tutunamazsa bu hormonlar yumurtlamadan iki hafta sonra iyice azalır ve rahmin iç tabakası dökülür, bu da adet kanamasına neden olur. Menstrüel miklus tekrar başlar.

Yumurtlamanın düzenli gerçekleştiği nasıl anlaşılır?
Bazal vücut ısısı ölçümü ile yumurtlamanın gerçekleşip gerçekleşmediği anlaşılabilir. Kadın adet döneminin ilk gününden itibaren her sabah uyandığında derece ile ağızdan vücut ısısını ölçer ve tabloya işler. Yumurtlama gerçekleştikten hemen sonra vücut ısısı 0.5 derece artar. Eğer yumurtlama gerçekleşmezse vücut ısısı değişmez. Kanda veya idrarda yumurtanın olgunlaşarak çatlamasını uyaran hormonun (LH) düzeyi belirlenerek de yumurtlamanın olup olmadığı belirlenir. Ayrıca ultrason ile yapılan takipler ile de yumurtalıklardaki folikül gelişimi ve yumurtlamanın olup olmadığı belirlenebilir.

Yumurtlama Problemlerinin Nedenleri
Yumurtlamadaki problemler birçok nedene bağlı olabilir. Diet, kullanılan ilaçlar ve yaşam tarzı yumurtlamayı etkiler. En sık görülen neden beyin-yumurtalık aksının düzenli çalışmamasıdır. Daha nadir olarak yumurtalıkların kendindeki bir problem yumurtlama bozukluklarına neden olur.
 
Beyin yumurtalık aksının çalışmasındaki problemler iki değişik şekilde görülebilir. Hipotalamik pitüiter fonksiyon bozukluğunda; hastada adet düzensizliği ve yumurtlama bozuklukları görülürken, Hipotalamik pitüiter yetmezlikte yumurtlama hiç gerçekleşmez ve hasta adet görmez.
 
Hipotalamik pitüiter fonksiyon bozukluğu; yumurtlama bozukluklarının en sık görülen ve en kolay tedavi edilebilen nedenidir. Bu durum şişmanlığa, strese, kullanılan ilaçlara ve polikistik over sendromu olarak adlandırılan nedenlere bağlı olabilir. Hipotalamik pitüiterde yumurtalıklara beyinden hiçbir hormonal uyarı gitmediği için folikül gelişimi ve yumurtlama gerçekleşmez.
 
Yumurtalıklarda görülen yetmezlik de; yumurtlama bozukluklarının nadir görülen bir diğer nedenidir. Bu, bağışıklık sistemindeki bozukluklara, doğuştan olan problemlere veya enfeksiyonlara bağlı olabilir.
 
Yumurtlama gerçekleşmeyen hastalarda ilaç kullanılarak folikül gelişimi ve yumurtlama sağlanır. Uygulanan tedavi ile hastaların yaklaşık % 50'si altı ay içinde gebe kalır.
 
En Sık Görülen Yumurtlama Bozukluğu; Polikistik Over Sendromu Düzensiz ya da adet kanaması olmadan geçen mikluslar, tüylenme, infertilite ve kilo artışı ile karakterize bir durumdur. Polikistik over senduromu olan vakalarda birçok küçük kist içeren büyük yumurtalıklar dikkati çeker. Adet düzensizliği, tüylenme ve kilo alma değişik boyutlarda veya hiç olmayabilir, fakat yumurtalıklardaki kistler tipiktir ve ultrasonografik olarak saptanır. Polikistik over sendromunda beyindeki hormonlar yeterli miktarda salgılanmaz, yumurta gelişimi ve yumurtlama gerçekleşmez. LH/FSH oranı artarak bozulur. Folikül (yumurta) gelişimi adet miklusunun ilk döneminde durur. Bu yüzden östrojen ve androjen hormonları sürekli yüksek düzeylerde olur. Yumurtalıklar büyür ve kistler oluşur. Bu da daha fazla östrojen ve androjen (erkeklik hormonu) hormonu salınmasına yol açar. Artan hormon düzeyleri ve yumurtlamanın olmaması infertiliteye neden olur.
 
Artmış hormonlarla sürekli uyarılan endometrium (rahmin iç tabakası) kalınlaşarak fazla ve düzensiz kanamaya yol açar. Yüksek dozdaki östrojenin endometriumu sürekli uyarması sonucu yıllar içinde rahim kanseri gelişebilir. Androjen (erkeklik hormonu) düzeyinin artmazı da aşırı kıllanmaya neden olur. Polikistik over sendromu olan hastaların rahim ve yumurtalık kanalları normaldir. Bu hastaların yumurtalıklarında ultrason ile rahatlıkla görülebilen 8 mm'den küçük çok sayıda minik kistler mevcuttur. Bu kistler genellikle büyümeyip küçük kalırlar, yumurtalık kanseri riskini artırmadıklarından cerrahi bir işleme gerek yoktur.
 
Polikistik Over Sendromunun Bulguları
Adet düzensizliği
İnfertilite
Tekrarlayan düşük
Tüylenme
Kilo artışı
Anormal insülin cevabı veya şeker hastalığı
Kalp hastalığı
Göğüslerden süt gelmesi
 
Polikistik Over Sendromunun Nedenleri
Yumurtalıkların fonksiyonunu bozarak polikistik over sendromuna neden olan birçok faktör vardır. Bilinen bazı nedenler;

Şişmanlık;Polikistik over sendromunın en sık görülen nedeni şişmanlıktır. Yağlı dokular östrojen salgılar. Bu da beyindeki hipofiz bezinden yeterli FSH salgılanmasını engelleyerek yumurtlamayı engeller.
 
Diabet (Şeker Hastalığı);İnsülin düzeylerinin yüksek olduğu diabetli hastalarda yumurtalıkların normal fonksiyonu bozulur ve polikistik over sendromuna benzer tablo gelişir.
 
Polikistik Over Sendromunun Tanısı
Polikistik over sendromunun tanısı hastanın yakınmaları ve muayenesi ile kolaylıkla konabilir. Tanının doğrulanabilmesi için kan hormon düzeylerinin belirlenmesi gerekir. Ultrason incelemesi ile yumurtalıklardaki kistler belirlenir. Eğer hastalık uzun süreden beri devam ediyorsa rahimden parça alınarak değerlendirilir.
 
Polikistik Over Sendromunun Tedavisi
Tanısı konduktan sonra polikistik over sendromunun tedavisi kolaydır. Hasta ileride gebelik istemese bile mutlaka tedavi görmelidir. Çünkü uzun süre yüksek düzeydeki hormonlara maruz kalınması rahim kanserine yol açabilir.
 
Kilo Verme
Birçok polikistik over hastası kilo vererek normale dönebilir. Uzun süreden beri şişman olan kişilerin kilo vermesi zaman ve çaba gerektirir. Bu hastaların doktor kontrolü altında verilen diet programlarını uygulamaları ve egzersiz yapmaları gerekmektedir.
 
Ovulasyon İndüksiyonu (Yumurtlamanın Uyarılması)
Hastalığın tedavi edilmesindeki ana amaç kadının çocuk sahibi olabilmesi için yumurtlamanın uyarılmasıdır. Bu amaçla doktor kontrolünde bazı hormon ilaçları kullanılır. Klomifen adı verilen ilaç ile yapılan tedavi ekonomik, kolay ve yan etkileri az olan bir yöntemdir. Beyindeki hipofiz bezini uyararak yumurta uyarıcı hormonun salgılanmasını sağlar. Bazen yüksek dozda ve uzun süreli kullanım gerekebilir. Klomifene cevap vermeyen vakalarda enjeksiyon ile uygulanan hormon ilaçları kullanılır. Bu ilaçlar yumurtalıkların daha fazla uyarılmasına ve çoğul gebeliklere yol açabilir.
 
Cerrahi Tedavi
İlaçlar ile tedavi sağlanamazsa laparoskopi ile lazer veya elekrokoter uygulanarak yumurtlama uyarılabilir. Bu tedavilerin sonuç vermediği vakalar günümüzde tüp bebek tedavisi ile çocuk sahibi olabilir. Tedavide erken tanı önemlidir. Annesinde polikistik over sendromu olan kadınlar dikkatli olmalıdır. Eğer adetlerin başlamasından beri adet düzensizlikleri varsa polikistik over sendromu yönünden araştırma yapılması gerekir.
 



-------------
*** BİR DOSTUN DERDİNE HERKES ÜZÜLEBİLİR,BU ÇOK KOLAYDIR.BİR DOSTUN BAŞARISINA SEVİNEBİLMEKSE SAĞLAM BİR KARAKTER GEREKTİRİR ***



Mesajı Yazan: ccerence
Mesaj Tarihi: 21 Ağutos 2006 Saat 17:35

Polikistik Over

İlk önlem: Zayıflamak

 

Dr. Ömer Dönderici/ dr. pozitif


Kadınların %2 ilâ 5'inde, yani oldukça sık görülen bu hastalığın ilk belirtileri tüylenme artışı, âdet bozukluğu ve şişmanlık.

 

Polikistik over hastalığı (PKOS), görece sık görüldüğü halde, az bilinen bir hastalık. Üreme çağındaki kadınların % 2 ilâ 5'inde görülüyor. Ama tanı konanların sayısı muhtemelen daha az.

Hastalığın belirtileri:


En sık görülen belirti, kıllanma artışı. Hastaların bir bölümü, bu artışın nedenini araştırıp "polikistik over sendromu" tanısı alırken, bazısı da, nedenini araştırmadan çeşitli yollarla bu tüylerden kurtulmaya çalışmaktadır.

İkinci sıradaki sık belirti, âdet bozukluklarıdır. Kiminde âdet kanamalarının şiddeti artar, kiminde zamansız kanamalar olur, kiminde âdet düzeni bozulur, kimiyse hiç âdet görmez. Bu rahatsızlıktan muzdarip olanları en sık doktora götüren neden, âdet görememektir. Âdet göremeyenlerin çoğunda, âdet normal yaşta başladığı halde, sonradan kesilir. Ama az sayıda hiç göremeyenler de vardır. Tabii, PKOS'lu hastaların bir bölümünün hiçbir âdet sorunuyla karşılaşmadığını da not etmek gerekir.

Üçüncü sıklıktaki belirti, kilo fazlalığı ve şişmanlıktır. Hastaların yaklaşık yarısı şişmandır.


Daha seyrek olarak kısırlık, vücutta erkeksi değişiklikler ve erişkin tipi şeker hastalığına yatkınlık görülmektedir.

Hastalığın bir belirtisi sayılmasa da, uzun dönemde, hormonal dengesizlik sonucunda, rahim ve meme kanseri riski artmaktadır. Bu yüzden, PKOS'lularda, 35 yaşından sonra mammografi ve rahimden histopatolojik inceleme önerilir.


Hastalığın nedeni:

Ne yazık ki, hastalığın nedeni hâlâ tam bilinmemektedir. Ama özellikle iki şeyin üstünde durulmaktadır: Şişmanlık ve fazla miktarda erkeklik hormonu. Hastalığın ortaya çıkışını muhtemelen, bu ikisinin birlikteliği kolaylaştırmaktadır.

Sağlıklı kadınlar da erkeklik hormonu üretmekteler. Bunun belli bir miktarı aşmaması sorun yaratmaz; tersine bazı yararlar sağlar. Ama belli bir düzeyin üstüne çıkması, istenmeyen sonuçlar verir. Gerçekten hayranlık verici, dinamik hassas dengelerle yürüyen kadın peryodu bozulur; bu bozulma âdet düzenine ve yumurtlamaya yansır. Artan erkeklik hormonu tüylenmeye ve erkeksi vücut değişikliklerine yol açar.

Şişmanlık, hem tek başına, hem de aşırı erkeklik hormonu üretimiyle birlikte olaya neden olabilmektedir. Erkeklik hormonu androjen, yağ dokuda dişilik hormonu östrojene dönüştürülür. Aşırı androjen üretimi ile yağ doku fazlalılığı bir araya geldiğinde dönüşüm "zamansız" ve "aşırı" hale gelir ve cinsel peryodu yöneten düzenleyici hormonların (FSH ve LH) yanlış karar almalarına yol açar. Sonuçta peryodun düzeni alt-üst olmaktadır. Yağ dokusu ne kadar fazlaysa, yani ne kadar şişmansanız ve dönüşebilecek yeterince erkeklik hormonunuz varsa, düzenin bozulma şansı da o ölçüde artmaktadır.

İşin kötüsü, düzenleyici hormonlardan birinin aldığı yanlış kararla, erkeklik hormonu üretiminin sürekli pompalanması; böylelikle oluşan kısır döngüyle, bozukluklar zincirinin tırmanarak devam etmesidir.


Hastalığın tedavisi:

Tedavide yapılması gereken şey, yukarıda sözünü ettiğimiz kısır döngünün kırılmasıdır. Bu bağlamda da ilk akla gelen ve her hastada mutlaka düşünülmesi gereken, zayıflamadır. Zayıflama, dişilik hormonuna aşırı dönüşümü azaltacak, bu da düzenleyici hormonların yanlış karar almasının önüne geçecek; sonuçta, bir yandan aşırı erkeklik hormonu üretimi azalacak, bir yandan da, yumurtlama başarılacaktır.


Zayıflamanın en önemli sonuçlarından biri, özellikle sağlıklı beslenme ve uygun egzerisizlerle gerçekleştirildiğinde, şeker hastalığına dönüşüm riskinin ortadan kalkmasıdır.


Hastanın gebelik isteyip istememesi, düzenli âdet görmeyi ne ölçüde önemsediği, tüylenme sorununa yaklaşımı ve tıbbî durumuna göre çeşitli ilaçlar kullanılabilir ve müdaheleler yapılabilir.


Sonsözler:

  • Aşırı tüylenmeden yakınıyorsanız, tıraş, epilasyon gibi çeşitli yöntemlerle yok etmeye çalışmadan önce, altta yatabilecek hormonal nedenler yönünden tıbbî yardım almalısınız.

  • Polikistik over tanısı almışsanız, doktorunuz, ilaç yazma ve operasyon planlama telaşıyla unutsa bile, zayıflamayı gündeminizin başına oturtmalısınız.

Bedensel, ruhsal ve sosyal mükemmel sağlık dilekleriyle...



-------------
*** BİR DOSTUN DERDİNE HERKES ÜZÜLEBİLİR,BU ÇOK KOLAYDIR.BİR DOSTUN BAŞARISINA SEVİNEBİLMEKSE SAĞLAM BİR KARAKTER GEREKTİRİR ***



Mesajı Yazan: ÖZnE
Mesaj Tarihi: 23 Ağutos 2006 Saat 14:09
Kadınların yaklaşık yüzde 10'unu tehdit eden ve doğurganlığın azalması yani kısırlık ile sonuçlanan 'Polikistik Over Sendromu'lu kişilerin birçoğunda hastalığa vücutlarındaki insülin direncinin neden olduğu ortaya çıktı.

Özellikle çocuğu olmayan, vücudunda erkek tipi kıllanma ve kilo fazlalığı sorunu yaşayan kadınların mutlaka yumurtalıklarında kist olup olmadığını kontrol ettirmeleri gerekiyor. Maçka e-LAB Medikal Direktörü Dr. Aytaç Keskineğe, özellikle insülin direnci bulunan hastaların aşırı salgılanan erkeklik hormonu yüzünden hamile kalması mümkün olmadığını belirterek, "İnsülin direnci tedavi edilen kadınlar kolaylıkla hamile kalabiliyor. Günümüzde doğru şekilde tedavi gören kadınların birçoğu normal yolla hamile kalabiliyor. Bu yüzden öncelikle hangi hasta grubunda insülin direnci olduğunun doğru laboratuar analiz yöntemleriyle saptanması gerekiyor." dedi. Dr. Keskineğe, uzun süren adet görememe durumu, erkek tipi kıllanma, sivilce, kellik ve kilo verememe problemi yaşayan kadınların potansiyel polikistik over hastası olduğunu da dikkat çekiyor.




Mesajı Yazan: bfth
Mesaj Tarihi: 14 Mart 2007 Saat 18:59
Orjinalini yazan: dileksel

valla diloş çayın ne oldugunu bilmiyom .

bende regl sorunu vardı .hapsız olmazdı bu enginar suyu , ısırgan otu suyu ve

verilen çay sayesınde gunu gunune oldum.

dün akşam aldıklarımı da yazamam ne oldugunu bilmiyom ama sen iste ben sana

burdan yollarım .ben denemedim daha en fazla 5 kürde kistlerden eser

kalmayacakmış.denemedim istersen hemen yollarım beraber deneriz

 



Mesajı Yazan: kartal000027
Mesaj Tarihi: 15 Mart 2007 Saat 13:15
Kadınlarda görülen kıl çıkması ve hormonal bozukluklarda erkek ısırgan otu tohumu(erkek ısırgan tohumu yeşil olur)balla macun yapılıp yenmeye devam edilir.erkek ısırgan tohumu,sirke ile karıştırılıp devam edilir


Mesajı Yazan: kartal000027
Mesaj Tarihi: 15 Mart 2007 Saat 13:21

ayrıca,erkek ısırgan yaprakları(erkek ısırgan yaprakları daha geniş ve yeşil olur)biraz kekikle karıştırılıp ıhlamur gibi kaynatılp balla tatlandırılarak içilmeye devam edilir

 



Mesajı Yazan: minik81
Mesaj Tarihi: 19 Mart 2007 Saat 14:13

Dilek'cim adaşım ya çayın içeriğini öğrenip yazarmısın bendede aynı sorun var bide bebiş istiyoruz ama hala yok :(((( mailin olsa yazcaktım ama nerdesin çayı nerden aldığını yaz yada



Mesajı Yazan: gonca
Mesaj Tarihi: 14 Nisan 2007 Saat 11:02
dileksel sana bu ürünleri öneren aktara nasıl ulaşabiliriz.bende miyom var daha çok küçükmüş ama büyümesinden korkuyorum.miyomun büyümesinin engelleyen bitki bilen var mı acaba.bu konuda bilgisi olan varsa bana yardımcı olursa sevinirim.teşekkür ederim


Mesajı Yazan: dileksel
Mesaj Tarihi: 02 Mayıs 2007 Saat 16:08

merhaba arkadaşlar cok uzun zaman oldu bılıyorum kişisel sorunlarım yuzunden yoktum pkos sorunu ole bir ıkı tedavi kuruyle bıtecek turden bışı degıl bunu bılıyoruz.bende kendimi ve sağlımı cok boşladım sonuc olarak berbat konumdayım.ama o otlar sayesınde cok ınanılmaz gelişmeler kaydettım.sımdı yenıden rejim ile 13 kılo vermıştım sanırım gerı aldım onları geri vericem.otlarada başlayacağım.bu bursadan bır aktar ama dr ların bıle yonlendırdıgı ınanılmaz bılgılı bır adam.aydın ışık adı telefonunu bakıp yazarım şuan bilmiyorum.bana kendınız hakkında bılgi verın eger bursadaysanız sızı yonlendırır gerekırse suan calışmadıgım ıcın sızı ben goturebılırım.



Mesajı Yazan: minik81
Mesaj Tarihi: 04 Mayıs 2007 Saat 13:20

geçmiş olsun canım acil şifalar dilerim sanada ben istanbuldayım :((



Mesajı Yazan: sara34
Mesaj Tarihi: 04 Haziran 2007 Saat 15:51
Orjinalini yazan: dileksel

selammmmm:)

test sonuclarımı aldım ve testesteron oranım tavan yapmış onun dışındaki

hormonlar yolunda.troid testleride yolundadır umarım.onlarda pzrt belli

olucak.şimcik bitkici amcama gittim bana ummadığım şeyler verdi.

ısırgan otu suyu ve enginar suyu birde içinde ne var bilmiyorum ama

karışık bir ot poşeti aç karnına bu çayı tok karnına ise ısırgan otu ile

enginar suyunu içicem.bu adamdan çok fazla şifa bulan var dilerim

bende onlardan olurum.kistlerimdekist bile denilemez ya folikülllerde

olduğu gibi duruyor.haplarımı bıraktım sadece bunları içiyorum umarım

bir kaç ay sonra olumlu gelişmeler olur:)

diplomalıaktar bu enginar ile ısırgan otu suyunun faydaları nedir?

bizi yine ışıgınla aydınlat:



Mesajı Yazan: sara34
Mesaj Tarihi: 04 Haziran 2007 Saat 15:55
dileksel,ben de aynı hastalıktan muzdaribim maalesef.Benim sormak istediğim şey,ısırgan ve enginar suyunu hergün mü içtin,sabah,öğle,akşam mı,sürelerini belirtirsen ben de denemek istiyorum.Diğer ot karışımının ise civanperçemi ve hayıt olmasından şüpheleniyorum.Sorup öğrenme şansın hiç mi yok,aktarlar genellikle söylerler içinde hangi karışımlar olduğunu.


Mesajı Yazan: panzehır
Mesaj Tarihi: 04 Haziran 2007 Saat 16:03
arkadaşlar bu hastalık için ilk önce strestan uzak durmanız gerek biliyosunuzdur.


Mesajı Yazan: matmazzel
Mesaj Tarihi: 05 Haziran 2007 Saat 19:54
mrb kızlar.bende aynı belirtilerle doktora gittim. kist çıkmadı. diğer tüm hormanlarım normal olmasına karşın prolaktin denilen süt hormonum oldukça yüksekmiş. bu hormon doğumdan sonra yükselirmiş ve annenin bebeği emzirirken tekrar gebe kalmasına engel olurmuş. kist için ulturasona girdim yanılma payı yoktur. özel bi hastaneydi dünyanın parasını verdim ve bütün testleri yaptırdım. ama tek sorun bu prolaktin çıktı. iyi de ben hiç doğumdan sonra kıllanan birini görmedimki. sizce de mantıksız değil mi? doktorun atladığı bişey olabilir mi acaba...


Mesajı Yazan: betty2787
Mesaj Tarihi: 27 Ağutos 2007 Saat 01:57
yasdıklarını okudum bende polikistik overliyim vede bu beni üsüo çok daha evli bile diilim
hiç adet göremiorum dogum kontrol hapı almassam yardımcı olur musun?


Mesajı Yazan: silverblack
Mesaj Tarihi: 27 Ağutos 2007 Saat 02:15
polikistik over hakkında bilgi yazabilir misiniz acaba? konuyla ilgili deneyimli birinden bilgi almak her zaman en iisidirSmile


Mesajı Yazan: betty2787
Mesaj Tarihi: 27 Ağutos 2007 Saat 02:36
hmmm polikistik over bir yumurtlama sorunu yani yumurtaların yumurtalıgın içersinde belli bi düzeye kadar gelişio ama onları yumurtlama yaparak dışarı atamıosun ya da normale göre biras daha uzun aralıklarla yumurtlayabiliyorsun bu bir sendromdur nasıl ortaya çıktıgı bilinmes ve de belirtileri herkeste aynı şekilde görülmes tüylenme kilo aartışı adet düzensizligi başlıca belirtileri


Mesajı Yazan: silverblack
Mesaj Tarihi: 27 Ağutos 2007 Saat 02:41
aslında bu saydığın belirtiler guatrın belirtilerine de benziyo bana da geçen doktor polikistik over olabilir dedi doğum kontrol hapının kalıcı bi etkisi yokmuş sonuçta neyse betty sağol bilgilendirdiğin için çok geçmiş olsun inşallah çözüm bulursun


Mesajı Yazan: betty2787
Mesaj Tarihi: 27 Ağutos 2007 Saat 02:46
hadiii gerçektenmi sen guatr mısın benim annemde de var ve de bu geSihirli İksirik olabilir yutkunurken falan da zorluk yaşıyorum ben olabilirmi acaba?


Mesajı Yazan: betty2787
Mesaj Tarihi: 27 Ağutos 2007 Saat 02:48
ama son günlerde uzmanlar yumurtalık troid etkisi üzerinde çalışmalar yapıolarmış belkide birbirini etkiliyodurr ama benim tsh degerin normal çıkmıştı fakat serbest t3 biras yüksekti ne dersin?


Mesajı Yazan: silverblack
Mesaj Tarihi: 27 Ağutos 2007 Saat 02:56

ahahaa ne tesadüf benim annemde de guatr vardı tsh biraz yüksekmiş bende t3 t4 normal bencede guatr ve polikistik over arasında bi bağlantı var



Mesajı Yazan: betty2787
Mesaj Tarihi: 27 Ağutos 2007 Saat 03:03
yaaa bencede öleee sendede adet düzensizlikleri var mı?


Mesajı Yazan: sara34
Mesaj Tarihi: 27 Ağutos 2007 Saat 14:00
betty,selam,burdayım,kusura bakma yaz günü olması nedeniyle evde fazla kalmıyorum,ama akşamdan akşama mutlaka siteye girip bakıyorum.Ben de senin gibi genç kızlığımdan beri pcosum,senin yaşadığın herşeyi,hatta yaşamadıklarını bile ben biliyorum,eğer yaşın 25 in altında ise sevin derim.Çünkü yaşam tarzına yepyeni başlangıçlar yapacaksın.Bekar isen de hemen evlenmeni tavsiye edeceğim.Çünkü her geçen dakika senin aleyhine işliyor,çünkü çocuk sahibi olmak bir süreç işi.Sen yumurtalıklarını düzene koyayım diyene kadar,bakıyorsun ki seneler uçup gitmiş.Üstelik düzenli cinsel hayatın da bir nebze katkısı var iyileşmeye,sivilcelerinden dolayı doktora giden bir arkadaşıma doktoru evlenmesini tavsiye etmişti,bu doğru. Ben zayıflayarak ve bugüne kadar ki bütün beslenme sistemimin yanlış olduğunu anlayıp,o yanlışları düzelttiğimde vücudumdaki değişmeleri farkettim.Diş için tedaviye başlamıştım,uzun süre fazla birşey yiyemeyince adetimin başladığını gördüm.Bunun üzerine kırmızı et yemeyi çok azalttım,tereyağ kullanmıyorum,ayçiçek yağını da kullanmam.Sızma zeytinyağı kullan herzaman.Ama bunu da abartıya kaçmadan kullan.Bol su içmeye gayret et.Düzenli multivitamin hapı kullan.Mayonez,ketçap,hazır turşu,konserve,salam,sosis,sucuk,çikolata,şeker,hazır meyve suları,cola,fanta,bilumum meşrubatlar,reçel,marmelat,gofret,paketlenmiş her üründen,katkılı her maddeden kaçın.Aslında bunlar her insanın uygulaması gereken şeyler,sadece biz pcosluların değil.Evde kızartma türü yiyeceklerden vazgeç,fazla salçalı,soslu,hamurişi yiyeceklerden uzak dur.Ekmek tüketimin 1-2 dilimi geçmesin.Bunları uygularsan ne kadar sade bir yemeğe,ne kadar sade bir yaşama geçmeye başladığını anlayacaksın.


Mesajı Yazan: betty2787
Mesaj Tarihi: 27 Ağutos 2007 Saat 14:13
Orjinalini yazan: sara34

betty,selam,burdayım,kusura bakma yaz günü olması nedeniyle evde fazla kalmıyorum,ama akşamdan akşama mutlaka siteye girip bakıyorum.Ben de senin gibi genç kızlığımdan beri pcosum,senin yaşadığın herşeyi,hatta yaşamadıklarını bile ben biliyorum,eğer yaşın 25 in altında ise sevin derim.Çünkü yaşam tarzına yepyeni başlangıçlar yapacaksın.Bekar isen de hemen evlenmeni tavsiye edeceğim.Çünkü her geçen dakika senin aleyhine işliyor,çünkü çocuk sahibi olmak bir süreç işi.Sen yumurtalıklarını düzene koyayım diyene kadar,bakıyorsun ki seneler uçup gitmiş.Üstelik düzenli cinsel hayatın da bir nebze katkısı var iyileşmeye,sivilcelerinden dolayı doktora giden bir arkadaşıma doktoru evlenmesini tavsiye etmişti,bu doğru. Ben zayıflayarak ve bugüne kadar ki bütün beslenme sistemimin yanlış olduğunu anlayıp,o yanlışları düzelttiğimde vücudumdaki değişmeleri farkettim.Diş için tedaviye başlamıştım,uzun süre fazla birşey yiyemeyince adetimin başladığını gördüm.Bunun üzerine kırmızı et yemeyi çok azalttım,tereyağ kullanmıyorum,ayçiçek yağını da kullanmam.Sızma zeytinyağı kullan herzaman.Ama bunu da abartıya kaçmadan kullan.Bol su içmeye gayret et.Düzenli multivitamin hapı kullan.Mayonez,ketçap,hazır turşu,konserve,salam,sosis,sucuk,çikolata,şeker,hazır meyve suları,cola,fanta,bilumum meşrubatlar,reçel,marmelat,gofret,paketlenmiş her üründen,katkılı her maddeden kaçın.Aslında bunlar her insanın uygulaması gereken şeyler,sadece biz pcosluların değil.Evde kızartma türü yiyeceklerden vazgeç,fazla salçalı,soslu,hamurişi yiyeceklerden uzak dur.Ekmek tüketimin 1-2 dilimi geçmesin.Bunları uygularsan ne kadar sade bir yemeğe,ne kadar sade bir yaşama geçmeye başladığını anlayacaksın.


Mesajı Yazan: sim;)
Mesaj Tarihi: 27 Ağutos 2007 Saat 14:15

ya var ya sara34 ben soledıgınden berı dusunuyorum cola fanta meyve suyu cıps onları kullanmıyordum sımdı sosıs sucuk ve cekırdek yemeyı bıraktım kendımı nedense cok mutlu hıssedıyorum saol:))))



Mesajı Yazan: sara34
Mesaj Tarihi: 27 Ağutos 2007 Saat 15:01
gelelim yiyeceklerine:)SABAH: 2 bardak ılık su,2 dilim ekmek,domates,salatalık,ya da 2 domates,2 biber,1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ve bir minik yumurtadan müteşekkil menemen,yeşil çay,çay veya kahve,az tuzlu zeytinden 3 adet,lor peyniri,şekersiz,kendin hazırlayacağın müsli(içine ceviz,kuru kayısı,yulaf ezmesi,ısırgan tohumu,keten tohumu,bir fincan kuru üzüm) karıştırıp bu müsliden az bir miktar tüketebilirsin.Bu yazdıklarımı bir öğünde yemiyeceksin elbette.1-2 sini tercih et.Dönüşümlü kullan.Marul,maydanoz,roka,dereotu her zaman sofranda bulunsun.Ben ekmeğin üzerine hakiki bal sürüp üzerine arısütü,polen ekip,biraz da tarçın serpip yiyorum.Bu da aklında bulunsun.Bir dilimi geçmesin.Balın hakiki olmasına dikkat et.Meyve seviyorsan öğleye kadar olan süre içerisinde,yemekten önce veya yemekten iki-3 saat sonra ye,ben sabahleyin 7 de kahvaltımı yaptıktan sonra saat 10 da meyvemi yiyorum.Tabii çok tatlı meyvelerden uzak dur ya da porsiyonunu çok küçült.
 


Mesajı Yazan: yosuun
Mesaj Tarihi: 27 Ağutos 2007 Saat 15:20
sara bu sorun  kısmen ben de de  var  ben diane 35  kullanıyorum dr  vermişti  .şimdi  iyiyim ama  bırakınca  tekrarlıyor:( bu kiloyla  dogru  orantılımı? ben 48 kg ama yinede  düzenli  olamıyorum  her ay  bir önceki  aydan geç  yada erken oluyorum bunun için özel bir bitki varmı?birde  ben meyvayı çok  yerim gündü 1 kg  desem  abartmış olmam hatta  fazlası bile  oluyor.anladıgım kadarıyla  oda  sakıncalı...bende  bir ara  ısırgan çayı  içmiştim  birde  kekik  suyu  duydum  ne kadar dogru  bilmiyorum...off ya  ilerde  çocuk sahibi  olmak istedigimde  bir sorun çıkıcak  diye  ödüm  kopuyor  bu yüzden 1  yıldır  dr  bile  gitmiyorum :( bende  apandist diye  gittim  yumurtalık  sorunu  çıktı çikolata  kisti  diyorlar beslenmeme  dikkat  ederim  ama  ekmek arasını çok yerim odamı sakıncalı?e ben  ne yiycem boyuna  salatalıkmı:( hiçte  sevmem:)dometes ,yumurta yiyemiyom alerjim var  valla  şaşırdım  ne yiycemi  bu aralar  yagsız  yogurt  yiyorum . sen ilaç  kullandınmı?


Mesajı Yazan: yosuun
Mesaj Tarihi: 27 Ağutos 2007 Saat 15:53
tamam  yarın hamur  işini  ve ekmegi  kesiyorum yok kesemem  azaltsam günde  2  meyva  yeme  hakkım varmı?:) ay valla  zor olcak  nefsimizi  yene bilsek  eşine  bravo  herkes başaramaz  seni de tebrik etmek  lazım  başarmışsın   darısı  başıma   bugün kandil  herkesin beraat  kandilini  kutluyorum benim içinde  dua  edin .


Mesajı Yazan: betty2787
Mesaj Tarihi: 27 Ağutos 2007 Saat 16:08
su arada çokkkkkkk teşekkür esrim sara çok saol bilmeyen anlamıo ben çok muzdaribim benim çevrem çok büyüttüümü düşünüoo:(


Mesajı Yazan: sim;)
Mesaj Tarihi: 27 Ağutos 2007 Saat 16:09
cevrene kulak tıka salla mılletı:) bız bu sıtede bırbırımıze destek olmak ıcın burdayız..


Mesajı Yazan: betty2787
Mesaj Tarihi: 27 Ağutos 2007 Saat 16:12
evet yaaa saolun çok bak her hastalıkta moral önemlii benim burda moralim düzelio yaa çok sevdim ben burayı


Mesajı Yazan: betty2787
Mesaj Tarihi: 27 Ağutos 2007 Saat 16:20
yaaa bişi daha bu hayıt tohumu nasıl bişi kuşburnuna mı bensio görünüş olarak


Mesajı Yazan: yosuun
Mesaj Tarihi: 27 Ağutos 2007 Saat 18:20
 krom pikolinat hımm  dr.gidebilirsem  sorarım .sağol  canım tecrübelerini  paylaştıgın için. bunları  en kısa  sürede  uygulamaya  başlıycam.

-------------
UZAK DENİZLERE AÇIL; DEMİYORUM
LAKİN BİR KEZ AÇILMIŞSAN TUFANDAN KORKMA!


Mesajı Yazan: sara34
Mesaj Tarihi: 27 Ağutos 2007 Saat 22:20
bettyciğim,keşke bu sendrom sende olmasaydı da olayı büyütmüş olsaydın,ailene sağlığını önemsediğini ama büyütmediğini vurgula.Seni anlamazlarsa takma kafana canım.Seni anlayan o kadar çok bayan var ki.Senin dünyanın en huzurlu,sakin,mutlu insanı olman gerekiyor ki bu işin üstesinden gelebilesin.Ben kendime kuş sesleri,su şırıltıları olan bir cd almıştım,onu dinlediğimde büyülenmiş gibi oluyordum,başka dünyalara gidiyordum.Mühendis olduğum için fazla romantik biri değilim,cd ile idare ediyorum ancak.Dindarsanız bol bol dua edin ama sakin bir yer olsun,ruhunuzla,kalbinizle transa geçin ve birgün herşeyin istediğiniz gibi gerçekleşeceğini hayal edin.Eğer karamsarsanız,panik atak bir haliniz varsa,üzüntülerinizin içinde boğuluyorsanız bu başarınızı büyük oranda engeller.Herkesten ve herşeyden daha fazla dik durmanız ve güçlü olmanız lazım.Biliyorsunuz zorluklarla başedebildiğimiz kadar güçlüyüz.
Hayıt tohumu ufacıktır,aktarda öğütülmüşü de bulunur ama hapını kullansanız daha mükemmel olur.Hatta hayıt suyu da satılıyor.Ama asla sadece hayıt suyu kullanmayın,civanperçemi ile kullanılması lazım.Beslenmenizi büyük ölçüde düzelttiğiniz takdirde buna bile gerek kalmayacaktır inanın.Mutlaka en az 30 dakika yürüyüş yapın veya egzersiz yapın.Bir de nefesinizi herzaman burundan alıp burundan verin.Bütün organlarınızın oksijenle beslenmesini sağlarsınız ve yağ yakmanıza da faydası olur.


Mesajı Yazan: betty2787
Mesaj Tarihi: 27 Ağutos 2007 Saat 22:25
maşallah yaaaa ne kadar çok şey biliyosun bunun hakkında işte başında olmasıyla alakalı muhtemelen ama yenebilecegim bişise bu beni bi kat daha olumlu düşünene bi insan yapar yani ben gittim doktorlarda düzelme ihtimali olmayan bişi olarak duyduum için artık çok da fazla umudum yoktu ama teşekkür e derim size artık elimden geleni yapıcam sade yaşıcam spor yapıcam inş bitkisellerede devam tabi :) inşalllah yardımı olacak:):) çok teşekkür ederimmmm:)


Mesajı Yazan: sara34
Mesaj Tarihi: 27 Ağutos 2007 Saat 22:40
bettyciğim ,damdan düşenin halinden anlıyorum o kadar.Kediyi merak öldürür derler ya,bu merak bana alternatif tıbbı,almancayı,ingilizceyi,kısmen urducayı öğretti.Yoksa mühendis olarak bu sitede benim ne işim olabilir ki? Gecenin üçünde ingilizce bir kelimeyi öğrenmek için sözlüğe bakmaya uyanıyorsam,hayıtın da agnus castus vitex olduğunu öğrettirdi bu merak.Ama çok memnunum huyumdan.İnsanlara,çevremdeki komşulara faydalı olabildiğim sürece çok mutlu oluyorum.Zaman zaman Hindistanın sitelerini de okuyorum,inan bütün dünyada o kadar çok pcoslu var ki,sen üzülme,sadece gayret et.SADE DÜŞÜN,SADE YE,SADE YAŞA.Kafkaslılar uzun yaşamlarıyla da tanınırlar.Gazete haberlerini veya televizyondaki kötü olayları seyretmezlermiş ki,üzülmesinler ve bundan etkilenerek stres duymasınlar diye.
Bu arada ailemde çok doktor var,tıbbi destekle yazıyorum .Endişen olmasın.


Mesajı Yazan: betty2787
Mesaj Tarihi: 27 Ağutos 2007 Saat 23:07
ne endişesinden söz ediosun ki kesinlikle yok öle bi endişem aslında bende çok araştırdım konuyla ilgili birsürü siteye takıldım çok şey ögrendim ama senn azmini takdir ettim gerçekten süper iyiki bu siteyi bulmuşum çok sevindim böle olması gerekiorsa böle yaşayabilrim bu hastalıga geSihirli İksirik diolar ama benim ailemde kimsede yok diceksin ki bikaç kuşak öteden vardır belki olsaydı eger az sayıda çocukları olurdu ama gayet çoklar ama inanabana senn atlatmana sevindim çok şükür ..


Mesajı Yazan: ilsu
Mesaj Tarihi: 27 Ağutos 2007 Saat 23:33
ya bişi sorcam bettycim senin kilon varmı ve tam olarak ne şikayetleri vardı çünkü banada 2sene kadar önce pko deiler ama bende sadece testesteron hormonu çok yüksek çıktı 46kiloyum ben yani kilo problemi falanda yok yani bide adet düzensizliğim vardı hemde her ay okadar ilaçtan sora haliyle biraz testesteron hormonu düştü ama hala tüy ve adet düzensizliği devam edio napıcam bilmiyorum artık


Mesajı Yazan: sara34
Mesaj Tarihi: 27 Ağutos 2007 Saat 23:50
arkadaşlar,benim anneannem,dedem,teyzelerim,halam şeker hastası,ortak özellikleri birbirine akraba olmaları,şişman olmaları,yemeyi çok sevmeleri,kırmızı etsiz yaşayamamaları,hamurişini,ekmeği ,doymuş yağları fazla tüketmeleri,son dakika haberine göre halamın ameliyat olması gerekiyormuş ve 5 tane miyomu varmış,rahmini aldıracakmış.Daha önceden de göğüs ameliyatı olmuştu.Halamın kızına da pcos teşhisi konmuş.Dayılarım da ise yüksek tansiyon ve kalp hastalığı var,birisi basurdan ameliyat oldu,kırmızı et,hamurişi  yasaklandı
Eşimin ailesi ise eti az yer,acıkmadan yemezler,zayıftırlar,günü gününe adet olurlar,istedikleri an hamile kalırlar,hiçbir hastalıkları yoktur.


Mesajı Yazan: betty2787
Mesaj Tarihi: 28 Ağutos 2007 Saat 13:02
ilsucum benim kilo problemim ve de çok şükür tüylenme sorunum yok ben adet göremiorum 6 ay olmadıımı bile hatırlıyorumm :S hatta son yapılan tahlillerimde ki o haplar bittikten 15 gün sonraydı bütün degerlerim normal çıkmıştı sadece serbest t3 biras yüksekti ama ultrasanda bakıldıgında polikistik görünüm varr yumurtalıklarımda :(


Mesajı Yazan: betty2787
Mesaj Tarihi: 28 Ağutos 2007 Saat 13:07
 bide saracım ben okinawa günlüğünü aradım bugün ısparta hiç bi kitapçıda yok zaten ıspartada pek kitapçıda yok:( interSihirli İksirten bakıcam olmassa ya da birine sipariş veririm


Mesajı Yazan: ilsu
Mesaj Tarihi: 28 Ağutos 2007 Saat 13:07
bendede ultrasonda pko dediler ilaçlardan sora hiçbişey yoktu bendede adet düzensizliği çok ya ben oluyorum her ay ama çok geç uzun ve sancılı gerçi son 4-5aydır arada yine geç ama daha kısa artık ve daha ağrısız


Mesajı Yazan: betty2787
Mesaj Tarihi: 28 Ağutos 2007 Saat 13:07
hehe bu arada okinawa günlüğü diil programı....


Mesajı Yazan: sim;)
Mesaj Tarihi: 28 Ağutos 2007 Saat 14:17
bettycım ne gusel tuylenme sorunun yok.....
ılsucum senın de kılo problemın yok ne gusseeel...
ahhh ahhhhhhh!!!!


Mesajı Yazan: ilsu
Mesaj Tarihi: 28 Ağutos 2007 Saat 15:09
canım ya.. kilo yok ama tüy sorunu okadar rahatsız edici bişiki ya insan bıkıyo artık bu sorunla uğraşmaktan vede çözüm bulamamaktan..


Mesajı Yazan: sim;)
Mesaj Tarihi: 28 Ağutos 2007 Saat 15:22
ewt ya ınsan bıkıyor sınırlerı gerılıyor acıkcası katılıyorum ama benım umıdım var...


Mesajı Yazan: ilsu
Mesaj Tarihi: 28 Ağutos 2007 Saat 15:42
valla benim artık yoktu ümidim mümidim ama bu siteden sora daha iiyim daha rahatım bu konuyu konuşmak paylaşmak i geldi bana gerçekten başkalarıyla konuşmak rahatlatıo insanı ya..
    


Mesajı Yazan: sim;)
Mesaj Tarihi: 28 Ağutos 2007 Saat 15:46
ya kesınlıkle ve bence bu sıtedekı bılgılerın cogu faydalı yanı ınsanlar cok yalan yanlıs seyler yazmıyor... ılsu sakın moralını bozma bana bu lımon ıı gelcek gbme gelıyorrr. hıc bırımızın sorunu kalmıcak bı sene sonra. koca bı omurde bı sene ne kı??? bı omur bu ıskenceye katlanmaktansa...


Mesajı Yazan: ilsu
Mesaj Tarihi: 28 Ağutos 2007 Saat 15:52
dimi inş bakalım olmazsa senelerce burdayız zati kimin tüyü ne kadar dökülmüş ona göre yapcaz kimse kaçmasın ama..


Mesajı Yazan: sim;)
Mesaj Tarihi: 28 Ağutos 2007 Saat 15:56
ewt herkes ayda bır bu sıtee ugrayıversın kullanıyor kullanıyor ıse yaramadıysa bıle solemek lazım... bole aylar sonra haber veren arklara cok tesekur edıyorum...


Mesajı Yazan: betty2787
Mesaj Tarihi: 28 Ağutos 2007 Saat 19:00
 simgecim anlıyorum sizi ben yaaa.. tüy sorununm falan yok ama bende adet göremiyorum malesef ama napalım sorunlarımız saedce bunlar olsunn bak ben başka bi siteye daha üyeyim ben böle şikayet  ederken bigün okudum ki başka bi bayann doguştan rahminn olmadıgını ögrendim çok kötü ve de kıs nişanlı allah kolaylık versin inşallah bak bis daha 20 li yaşlardayıs biras deişikliklerle -sara nın da dediği gibi- hayatımısı düsene sokabiliris  herkese kolay gelsin ...:):)


Mesajı Yazan: sim;)
Mesaj Tarihi: 28 Ağutos 2007 Saat 19:38
kesınlıkle cok cok haklsıın canım... Allah herkesın yardımcısı olsun..


Mesajı Yazan: sara34
Mesaj Tarihi: 28 Ağutos 2007 Saat 23:08
betty,o kitabı İsparta da bulman çok zor canım.İstanbulda bile zordur inanki.Ben gerekli kısımları sana aktarırım,bu konuda şüphen olmasın.
ilsu,sancılı adetler için EVENİNG PRİMROSE OİL yani çuhaçiçeği yağı kapsülü satılıyor,bu konuda en etkili ilaçlardan biri.Natürel olmasına dikkat et,bir de aslanpençesi hormon dengeleyici olarak biliniyor,bunu da kullanırsan faydasını görürsün.Bir de pcoslular olarak vücudumuzun su tuttuğunu,yani ödem yaptığını hepimiz biliyoruz,adetten sonra en az iki kilo zayıflıyoruz neredeyse.Göbeğimiz yumuşuyor,sonra tekrar taşa dönüşüyor.Bunun için de beyaz lahananın suyu ama haşlanmış olacak,en etkili ilaçlardan biri.Özellikle dolaşım sistemi için çok faydalı,zayıflamaya da büyük katkısı var.Bunu da bir profesörün kitabındaki yazıları kaynak alarak yazıyorum.İlgilenen olursa dozajını ve kullanma şeklini de yazarım.


Mesajı Yazan: betty2787
Mesaj Tarihi: 29 Ağutos 2007 Saat 01:54
aaaaaaaaa  saracım çokk saol hakikaten bak ben bunu bilmiyordum hep parmaklarım falan şişer benim sebebi bu muymuş :s ben ilgileniyorum canım yazarsan sevinirim :)


Mesajı Yazan: sara34
Mesaj Tarihi: 29 Ağutos 2007 Saat 15:52

KAN DOLAŞIMI DÜZENLEYİCİ: 3 veya 4 adet lahana yaprağını parçalamadan kaynamakta olan yarım litre suya atın,hafif ateşte ağzı kapalı olarak 15 dakika haşlayın.Damak tadı için veya içimi kolay olsun diye haşlama suyuna hiçbir şey ilave etmeyin.Sabah ve akşam aç veya tok karnına bir su bardağı için.Her üç günde bir,üç gün ara vererek toplam 21 gün içerek uygulayın ve birinci kürü bu şekilde tamamlayın.3 aylık aradan sonra tekrar,her üç günde bir,üç gün ara vererek toplam 21 gün içerek ikinci ve son kürü tamamlayın.



Mesajı Yazan: yosuun
Mesaj Tarihi: 29 Ağutos 2007 Saat 17:16

sara bu kürü bende  bir kere  uyguladım ibrahim  saraçoglunun  kitabında  okumuştum.bir kerede  bile  etkisi  olmuştu içmek biraz  zor  oluyor  birde  ugraş gerekiyor  çalıştıgım için  zamanım  olmamıştı  lahana  varmı  bu mevsimde  ?birde  ben diane 35  kullanıyorum 2 yıldır dr.vermişti   dr çocuk  yapmak isteyene  kadar  kullan  dedi  ama şimdi  korkmaya başladım  acaba yan etkileri  olurmu?bıraksamı acaba...kekik  suyu adet düzenliyormuş bu konuda  bilgin varmı?



-------------
UZAK DENİZLERE AÇIL; DEMİYORUM
LAKİN BİR KEZ AÇILMIŞSAN TUFANDAN KORKMA!


Mesajı Yazan: ilsu
Mesaj Tarihi: 29 Ağutos 2007 Saat 17:42
saracım çok saol benim bi ara düzelir sora tekrar sancılı olmaya başlar ya çok kötü bişi neyseki şuara yok ben sancıdan ağladıımı bilirim ya dediine bakıcam canım aslanpençesini de arıcam saol:)


Mesajı Yazan: sara34
Mesaj Tarihi: 29 Ağutos 2007 Saat 22:38
yosuun,evet prof.saraçoğlunun kitabından yazdım.Bu mevsimde lahana var.Yaşın 30 un altında ise rahatlıkla Diane 35 kullanabilirsin canım.Ben de kullanmıştım ama şimdi ilaç kullanmıyorum.Yan etkisi biraz oluyor ama dediğim yaşın altında isen rahat tolere edebilirsin ama 30 dan sonra insanın tahammül sınırı azalıyor.Kekik hakkında çok fazla bilgim yok ama onun yerine tarçın önerebilirim.Gerçekten adet görmeye de faydası oluyor,ayrıca adet öncesi gerginlikleri,sancıyı yokediyor.İlsu,sancı için prof.saraçoğlu tarçını öneriyor,herhangi bir tatlının üzerine serpiştirip yemeliymişiz.Adet döneminde kan şekeri düşermiş ve bu yüzden tatlı yeme isteği oluşurmuş.Yemenin de faydası varmış,tatlı yeme isteğimizi o günlere erteleyelim artık.
pcoslu arkadaşlar,mümkünse kapkaranlık bir odada,gece lambası kullanmadan uyusunlar ya da yatak odasının perdesini en koyu renk perdeyle kapatsınlar.Melatonin hormonunun yumurtlamayla ilgisinin olduğu düşünülüyor.Daha önce yumurtlamayan bayanların karanlık odada kaldıkları zaman yumurtladıkları tesbit edilmiş.Demek ki eskiden elektriği olmayan köylerdeki kadınlar bu yüzden çok çocuk doğuruyorlarmış:))))))Bir de melatonin hormonunun salgılanabilmesi için de erkenden yatıp uyumak gerekiyormuş.Bizim gibi gece kuşları ne melatonin salgılar ne de yumurtlar,ona göre.Homini gırtlak,pufidi kandil,tumba yatakkk


Mesajı Yazan: ilsu
Mesaj Tarihi: 29 Ağutos 2007 Saat 22:52
ayy ya ben tarçına bayılırım herzaman yemem ama çok severim bundan sora daha çok yemeye çalışırım artık saol tekrar saracım:)


Mesajı Yazan: sara34
Mesaj Tarihi: 30 Ağutos 2007 Saat 21:20
pcoslu arkadaşlar için bir müjdem daha olacak.N acetyl cystein adlı maddenin pcoslularda insülin seviyesini düzenlediği,androjen değerlerini düşürdüğü ve tüylenmeyi azalttığı görülmüş.Evli bayanlarda klomifen sitrat ile yumurtlayamayan bayanların büyük çoğunluğunun bu madde ile yumurtladığı görülmüş.Bu madde mukolitik şurupların etken maddesi.Yani balgam sökücü.Mantar zehirlenmelerinde ve parasetamol zehirlenmelerinde antidot olarak kulllanılıyor,acil servislerde bulunduruluyor.Çok ucuz olması da sevindirici tarafı.Yan etkisi çok az,ilk birkaç gün bulantı ve başağrısı görülmüş,genellikle çok iyi tolere ediliyor.Yarılanma ömrü de çok kısa.Saç dökülmesini de yokediyormuş.Aynı zamanda güçlü bir karaciğer temizleyicisi ve antioksidan.Piyasada tablet,şurup ve ampul olarak bulunuyor.Günde 600 mg,1 kez,yeterli olabiliyormuş.


Mesajı Yazan: sara34
Mesaj Tarihi: 31 Ağutos 2007 Saat 00:36
Tüylenmeyi tartışan arkadaşlarımız okusunlar diye bu başlığı öne çekiyorum


Mesajı Yazan: betty2787
Mesaj Tarihi: 31 Ağutos 2007 Saat 12:20
sara cım harikasın çokkk saolll :)


Mesajı Yazan: sara34
Mesaj Tarihi: 31 Ağutos 2007 Saat 14:51
Gecelâmbalarınızı kapatın! Melatonin denilen
hormon, beyinde ve sadece 23:00 ile 05:00 saatleri arasında salgılanan bir hormondur. Hormonun temel gorevi, vücudun biyolojik saatini koruyup, ritmini ayarlamak. Jetlag
denilen hadisenin sebebi de bu hormon. Hormon, diğer aktioksidan tesirlerini güçlendiriyor, kanserli hucrelere karşı koruma,
yorgunluk, isteksizlik gibi durumların nedenlenleri oluşturabiliyor.Şu anda bu hormon yaşlanmayı geciktirici etkisinden dolayı da üzerinde önemle durulan bir hormon.
Benim için işin can alici noktalarindan birisi, hormonun cocuklar uzerindeki tesiri idi. Avrupada lösemili ve kanserli çocuk sayılarının artmasından ötürü yapılan araştırmalar
sonucunda, ailelerden istenen bir hususda çocukların kesinlikle karanlık ortamlarda yatırılmaları!!! Çünkü, melatoninin
güçlü salgılanmasının kansere karşı koruyucu etkisi oldugu biliniyor. Ancak bu hormon ışığa duyarlı. Deneylerde, uyuyan kişinin hormon salgısı izlenirken, ışığın açıldığında hormonun azaldığı, karanlıkta yoğun olarak salgılandığı tesbit edilmiş. Bilimsel bir gerçek.
"Lütfen karanlıkta yatın ve çocuklarınız uyurken ışığı kapatın "
Bu yazı alıntıdır.Ayrıca karanlıkta yatan bayanların daha rahat ve kolay bir yumurtlama dönemi geçirdikleri anlaşılmıştır.


Mesajı Yazan: lale
Mesaj Tarihi: 08 Eylül 2007 Saat 01:01

Guardian - LONDRA - Günde iki bardak nane çayı, kadınlarda fazla tüyleri azaltıyor. Isparta'daki Süleyman Demirel Üniversitesi'nden bir ekibin yaptığı çalışmada, bahçe nanesinin yapraklarından yapılan çayı beş gün düzenli içen kadınlarda anormal tüylenmeye yol açan hormon seviyesinin düştüğü görüldü. 'Hirsutizm' adı verilen anormal kıllanma durumunda, yüz, mide ve göğüste kalın, kara tüyler çıkıyor. Hastalık, çocuk yapma yaşındaki kadınların yüzde 5-10'unda rastlanan polikistik yumurtalık sendromu olan kadınlarda daha sık görülüyor.
Çalışmayı yürüten Prof. Dr. Mehmet Tamer, "Mevcut tedavi yöntemlerinde androjen üretimini durdurmak için doğum kontrol hapı ya da androjene tepki vermeyi engelleyen ilaçlar kullanılıyor. Bu çalışma doğal nane yaprağının, hafif semptomları olan kadınlar için iyi bir alternatif oluşturacağını gösterdi" dedi.



Mesajı Yazan: yosuun
Mesaj Tarihi: 08 Eylül 2007 Saat 09:36
slm lale bu haberi  bende  okumuştum ama hemen  akabinde nanenin kısırlık  yaptıgı söylendi bilim  adamları tarafından .SDÜ Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tamer Mungan, önce farelerde, sonra da insanlarda Isparta ve çevresinde çay gibi kaynatılarak tüketilen nanenin, rahim içi zarındaki (endometrium) hücreleri tahrip ettiğini, bunun da gebelik olasılığını azalttığını tespit ettiklerini söyledi.
açıkcası  neye  inanacagımı  şaşırdım her  araştırmanın  arkasından  onun  karşıtı  bir tez  çıkıyor.faslılar  ve araplar çok nane  çayı  içiyorlar  ama  maşallah  5 den  aşagı çocuk yok.bazen  düşünüyorum ilaç  firmalarının korkutma  politikasımı  diye...

-------------
UZAK DENİZLERE AÇIL; DEMİYORUM
LAKİN BİR KEZ AÇILMIŞSAN TUFANDAN KORKMA!


Mesajı Yazan: sim_ge
Mesaj Tarihi: 08 Eylül 2007 Saat 14:30
ya yosuncum bence de polıtıka olabılır cunku hormonları duzenlıyorsa dogurgan olma ıhtımalını arttırması gerekmez mı?? yanı bı celıskı var..


Mesajı Yazan: ilsu
Mesaj Tarihi: 08 Eylül 2007 Saat 14:46
evet yosun ya o yazıyı bende okudum adam çok ciddi gibiydi ama bilmiom ya ben memnunum nane çayından ve zanSihirli İksirmiorum bi zararı olsun kullanıyorum ben..


Mesajı Yazan: yosuun
Mesaj Tarihi: 08 Eylül 2007 Saat 15:02
mrb  kızlar bu tez Prof. Dr. Tamer Mungan araştırması. ilk etapta  nane çok iyi  geliyor dediler  hatta  ben  terasda büyük çanaklara  nane  bile  diktim:)ama  aradan fazla  geçmeden karşı  bir tez  çıktı  ve nanenin kısırlıga  sebeb oldugu söylendi ve Prof. Dr. Mungan, sonucun yılda 10 sayısı çıkan ünlü bilim dergisi Toxicology and Industrial Health de de yayınlandığını kaydetti. açıkcası  bende  bilemiyorum  kekik  içiyorum  ayda 5 gün  de nane  içiyorum  ayda 5 gün üst üste içmek bile kafi demişlerdi hergün içmeye korkuyorum...birde  tarçın tabi diane 35  de  devam ediyorum 1 ay sonra  dr.ma gidicem bakalım  ne diycek.ilsu  sen  hergün kullanıyormusun nane  çayını?birde ne zamandan beri devam ediyorsun ? son olarak  bir degişiklik farketinmi? bilgilendirirsen sevinirim

-------------
UZAK DENİZLERE AÇIL; DEMİYORUM
LAKİN BİR KEZ AÇILMIŞSAN TUFANDAN KORKMA!


Mesajı Yazan: ilsu
Mesaj Tarihi: 08 Eylül 2007 Saat 18:34
ben geçen ay kullanmadım ama ondan önce 2ay kullandım ve ben hep geç olurum o içtiim 2ay 1gün erken bile oldum içmediim ay yine geç oldum bu ayda içemedim bakalım yani ama ben içtiim zamanlardan memnun kaldım tabikide devam edicem ben bi hafta kadar falan içiorum işte 10gün kadar


Mesajı Yazan: kahtalı
Mesaj Tarihi: 08 Eylül 2007 Saat 23:47
kızlar tüm yazılanalrı okudum hepinize geçmiş olsun.bende zamanında çikolata kisti çıkmıştı doğum kontrol hapı verdiler 1 yıl içtim geçti.6-7- yıl önceee.polikistik over sendromunun tanımıa slında bi çok bayna uyuyo.gecikme falan olarak açıklamışsın bettycim kıllanma kg artışı bende yokta 9-10 gün gecikmem olur benimde.bunun teşhisini dr neye göre yapıo ben anlamadım.biraz açarsanız kızlar sevinirim bu konuda cahilim:((( ved korkuttunuz şimdi beni


Mesajı Yazan: betty2787
Mesaj Tarihi: 09 Eylül 2007 Saat 01:23
 canım bunun teşhisinde hormon tahlilleri ve de ultrason önemli ama en Sihirli İksir ultrasonda tesbih tanesi gibi dizilmiş yumurtalıklar görünüyor bence bi göster çünkü bazı polikistikliler 30-40 gün arası da adet görebilio ben hiç görmüyorum ama :( ama itiraf ediyim bilmemek daha ii ben bildiimden beri bikat daha fazla stress oldum evlenince cocugum olur mu ben bu durumu erkek arkadaşıma nasıl anlatabilirim-çoçukları çok sevio-gibi ... ama herşeye ragmen moralini bosmamak gerekio çünkü tedavisi var tabi Allah ın isniyle olacagı varsa zaten oluyo sabır sabır sabır :)


Mesajı Yazan: kahtalı
Mesaj Tarihi: 09 Eylül 2007 Saat 01:38
saol canım teşekkürler.haklısın ihmal etmemem gerekii



Sayfayı Yazdır | Close Window

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums® version 9.67 - http://www.webwizforums.com
Copyright ©2001-2010 Web Wiz - http://www.webwizguide.com